Sinop’un Ayancık ilçesinde düzenlenecek Geleneksel 22. Kültür-Keten ve Ahşap Festivali’nin hazırlıklarının tamamlandı.
Sinop’un Ayancık ilçesinde düzenlenecek Geleneksel 22. Kültür-Keten ve Ahşap Festivali’nin hazırlıklarının tamamlandığı bildirildi.
Ayancık Belediye Başkanı Ayhan Ergün, 30-31 Temmuz ve 1 Ağustos tarihleri arasında yapılacak festival için tüm hazırlıkların tamamlandığını söyledi.
Ergün, ”Festivale Ferhat Göçer, Hüseyin Turan, Grup Cazgır, Utku, Cemil Kaya, Harbi Enver ve Piyanist Şžantör Ömür katılacak. Festival alanımızın ve festival stantlarımızın da yerleri tespit edildi. Yoğunluğun yüksek olacağına inanıyoruz. Sezon itibariyle tatilcilerin en yoğun olduğu bir zaman seçtik” dedi.
Ergün, tüm gurbetçileri ve vatandaşları festivale davet ettiklerini de sözlerine ekledi.
Sinop’ta 20 yıl sürecek kazı çalışmalarına başlandı.
Sinop’ta Bizanslılar tarafından MS 660 yılında yapılan Balatlar Kilisesi‘nde Sinop’un geçmişini aydınlatacak ve 20 yıl sürecek kazı çalışmalarına törenle başlandı.
Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Özgür Özaslan, Sinop Valisi M.Hakan Güvençer, Vali Yardımcısı Mustafa Özkaynak, Belediye Başkanı Baki Ergül, Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun Sinop Arkeoloji Müzesi Arkeoloğu Fuat Dereli, Bayındırlık ve İskan Müdürü Salih Sağır, İl Milli Eğitim Müdürü İlyas Gülünay ile kazı çalışmalarını yürütecek olan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat tarihi bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Gülgün Köroğlu ve ekibi hazır bulundu.
Türk arkeologların yapacağı kazıya Amerika’da California Üniversitesi’nden hamamlar üzerinde çalışan ünlü bir arkeolog da katılacak. 20 yılı kapsayacağı belirtilen uzun soluklu kazı çalışmasında, birçok tarihi buluntunun gün yüzüne çıkartılması hedefleniyor. 25 kişilik ekip tarafından gerçekleştirilecek kazı, Balatlar Kilisesi diye bilinen alanın, tarihi süreçte gerçekten kilise mi yoksa hamam ve çeşitli tesisleriyle büyük bir sosyal kompleks mi olduğunu ortaya çıkaracak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Özgür Ösaslan, “Ada Mahallesi Balatlar Kilisesi mevkiinde bu yıl Bakanlar Kurulu kararı ile bakanlığımızın yürütmüş olduğu çalışmayı başlatmış bulunuyoruz. Kazı başkanımız Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat tarihi bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Gülgün Köroğlu ve ekibi yaklaşık 2 ayı aşkın bir sürede burada çalışmalarını sürdürmüş olacak. Bu çalışmanın önemi hem Sinop ve hem de yöresi son derece anlamlı Sinop’un yazılı kaynakları tarihi MÖ 3000 yılına ulaşıyor, ama burada yapılacak çalışmalar ile bu tarihleme her an değişebilir. Balatlar Kilisesi’nin kiliseden ibaret olmayıp bir yapı kompleksi olma ihtimali var. Önce yüzeysel bir araştırma yapılacak, daha sonraki yıllarda Türk ve yabancı bilim adamları marifeti ile daha derinlemesine araştırmalar yürütülecek.” şeklinde konuştu.
Balatlar Kilisesi’ndeki bu çalışmanın diğer bir önemi de turizm yönünden yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olduğunu ifade eden Özgür Özaslan, “Biz de koruma ve kullanma dengesini gözeterek bakanlığımız bu tür çalışma yapılmasına her zaman önderlik yapıyor. Bundan sonraki çalışmalarda sadece bakanlığımız değil, il özel idareleri, il kültür ve turizm müdürlüğü ile sivil toplum örgütlerinin sahip çıkması ile buranın ihya olmasını bekliyoruz.” dedi.
Kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat tarihi bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Gülgün Köroğlu, 20 yılı kapsayacak uzun soluklu kazı çalışmasında, birçok tarihi buluntunun gün yüzüne çıkartılmasının hedeflendiğini belirtti. Köroğlu, “4 -5. yüzyıla ait Roma hamam yapısını gün yüzüne çıkartmayı planlıyoruz. İlk çalışmalarımızda mimari restorasyon ile duvar resmi onarımı ile başlayacağız. Kazı yapılan alanda bulunan yapı ise 15. yüzyıldan sonra Rum kilisesi olarak kullanılmış küçük bir şapel çok tahrip edilmiş bir yapı. Burası ile etrafında bulunan farklı yapıların da uzun süre alacak bir restorasyonuna başlamış olacağız. Bunlara yeni işlevler verme, yani arkeolojik park veya bir açık hava müzesi işlevi vermeyi planlıyoruz. Türkiye’deki önemli üniversitelerden yerli yabancı bilim insanlarının bulunduğu geniş bir ekibimiz var. Bu proje süre itibari ile 20 yıl sürmesi hedefleniyor.” diye konuştu. (CİHAN)
Mancınık Gülleleri Sinop Müzesi Bahçesinde Sergileniyor
Sinop’ta tarihi cezaevinin restorasyonu sırasında bulunan Osmanlı dönemine ait mancınık gülleleri, Sinop Arkeoloji Müzesi‘nde sergileniyor.
Cezaevinde sonradan yapılan yapıların yıkılması ve restorasyon çalışmaları sırasında, cezaevinin batı kısmında yıkılan bir duvarın altında depolanmış halde bulunan 35 adet mancınık güllesine turistler de büyük ilgi gösteriyor. Müze bahçesinde sergilenen güllelerin, Osmanlı dönemine ait olduğu tahmin ediliyor. Güllelerin muhtemelen yarımadada kurulu bulunan Sinop kentini karadan gelebilecek saldırılara karşı korumak amacıyla hazırlanmış olabileceğini belirten Sinop Müzesi arkeoloğu Fuat Dereli, taş güllelerin 150-200 yıllık olduğunun tahmin edildiğini söyledi.
Vali GÜVENÇER, 2009-2010 Eğitim-Öğretim yılının sonunda gerçekleştirilen 2010-LYS sınavı sonucunda TM. puan türünde 290,316 puan ile İlimiz Türkiye birincisi olmuştur.
2009-2010 öğretim yılından itibaren eğitim alanında tespit ettiğimiz ve önümüze koyduğumuz hedefler doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmaların ürünü olan bu başarı asla tesadüf değildir.
Bu başarının kalıcı ve sürekli olabilmesi için üzerimize düşen sorumluluk ağırlaşmış ancak başarma azmimiz ve gücümüz de bir o kadar yükselmiştir.
2010-LYS sınavı sonucunda TM. puan türünde 290,316 puan ile Türkiye 1.liği MF. puan türünde Türkiye 20.liği TS. puan türünde Türkiye 15.liği derecelerin elde edilmesinde emeği geçen başta Sayın Kaymakamlarımızı, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri çalışanlarını, başarının mimarı Saygıdeğer Öğretmenlerimizi, Değerli Velilerimizi ve İlimizin başarısında alın teri ve gayreti olan başarının gerçek sahibi Sevgili Öğrencilerimizi canı gönülden kutluyorum dedi.
Binlerce yıl sonra Sinop Arkeoloji Müzesi‘nde yeniden hayat bulan tarihi amfora fırınları büyük ilgi görüyor.
Sinop kent merkezi ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan çok sayıda amfora atölyesi tarihe ışık tutuyor. Amfora atölyelerinin bulunmasıyla dünyanın dört bir yanından çıkartılan havuç tipli amforaların menşeinin Sinop olduğu belirlenirken, Sinop Arkeoloji Müzesi’nde gerçek boyutunda yapılan amfora fırını, geçmişe ışık tutuyor. Eski çağlarda toprağın pişirilmesiyle elde edilen amforaların imal edildiği fırın, ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Bilkent Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülenproje kapsamında yapılan fırının, Türkiye’de başka bir örneğinin olmadığı belirtiliyor.
Yapılan kazılarda ortaya çıkan amfora fırınlarındaki kalıntıların 10. yüzyıla ait olduğunu kaydeden Arkeolog Fuat Dereli, dünyanın dört bir yanında Sinop kaynaklı birçok amfora bulunduğunu, müzede ise yaklaşık 650 amforanın sergilendiğini söyledi.
Sinop Ticaret ve Sanayi OdasıBaşkanı Erol Derici, Sinop’ta yapılması düşünülen Nükleer Teknoloji ve Araştırma Merkezi‘nin kente katma değer sağlayacağını söyledi.
Sinop’ta nükleer santralle birlikte Nükleer Teknoloji ve Araştırma Merkezi’nin kurulacak olmasının ülke bilimine olduğu kadar, Sinop’a da büyük katma değer sağlayacağını belirten STSO Başkanı Erol Derici, nükleer santraller konusunda dünyada söylendiği gibi nükleere karşı bir tavır olmadığını kaydetti. Derici, “Her ne kadar karşı yönde farklı anlatılsa da dünyada nükleere karşı bir duruş yok. Birçok ülke santral inşaatına hala devam ediyor. Eğer burada nükleerle birlikte Nükleer Teknoloji ve Araştırma Merkezi kurulacaksa, bu hem bilimsel olarak hem de il ekonomisi açısından büyük fayda sağlayacaktır. Şžu anda Sinop’ta bir anket yapılsa yüzde 60’ı üzerinde nükleere evet çıkar” diye konuştu.
Sinop-Boyabat arasında yapılan ve ilimizin ulaşımında devrim niteliği taşıyan tünelli yolun muhtelif kesimlerinde bilinmeyen bir sebeple çökmeler meydana geldi. Bu çökmeler o kadar uzun alana yayılmış ki neredeyse tünelin Sinop tarafından Gerze yol ayrımına kadar belli aralıklarla görmek mümkün.
Çökmelerin sebebi olarak çeşitli görüşler mevcut. Kimileri dere yatağına yapılan yolun derenin etkisiyle çökmeye başladığını söylerken kimileri de yolun bir bölümünde yapılan dinamit patlatmaları neticesinde zaten iyice sıkıştırılmayan yolda çökmelerin meydana geldiğini söylüyor.
Uzaktan hemen belli olmayan bu çökmeler sürücüler için tehdit oluşturuyor.
Bildiğimiz kadarıyla yolu yapan firmanın bu konuda herhangi bir açıklaması yok.
Yolda meydana gelen bu çökmelerin gün geçtikçe daha da derinleştiği görülüyor.
Sürüş güvenliği için son derece tehlikeli olan bu durumun nedeni ve en kısa sürede nasıl düzeltiilebileceği konusunda yetkililerden açıklama bekliyoruz.
Umarız en kısa sürede bu olumsuz tablo ortadan kalkar ve yol tekrar güvenli hale getirilir.
Sinop merekezde bulunan Alaeddin Camii‘nin fotoğraflarını çekiyorduk ki caminin avlusunu gezerken oradaki görevli beyefendinin uyarısıyla bu noktada bulunan tuhaflığı gördük.
Restorasyonun ardından yeniden ibadete açılan Alaeddin Camii’nin duvarındaki taşlara baktığımızda bizi hayretler içinde bırakacak olan nesneyi gördük.
Dikkatlice bakılmazsa farkedilmesi imkansız olan bu nesne taş üstüne yontulmuş bir insan silüetinin ta kendisi. Saçları, burnu, gözleri ve ağzı açıkça belli olan bu büstün ustaca yontulduğu görülüyor.
Görevliye sorduğumuzda, kendisinin işe yeni başladığını, bu büstü ona burada daha önce çalışan amcanın gösterdiğini ve bu yüzden Caminin restorasyonu sırasında bu insan büstünün farkedilip farkedilmediğini bilmediğini söyledi.
1214 yılında yapılan ve bugüne kadar bir çok kez onarım gören Alaeddin Camii’nin duvarına yerleşen bu taşın ne zaman buraya konulduğu merak konusu. Onarımı yapan ustaların da büstü farketmemeleri ilginç.
Sinop’un tarihinin çok eskilere dayandığı açık bir gerçek. Bu yüzden bu tür büstlerin ve heykellerin karşımıza çıkması çok doğal. Ama merak edilen şey bu büstün hangi çağdaki hangi krallığa ait olduğudur. Burada da iş görevlilere düşüyor.
Büstü daha yakından görmek istiyenler Alaeddin Camiinin tuvaletler tarafındaki duvarına bakabilirler.
Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu‘nda bulunan genç ve yaşlı mahkûmlar için düzenlenecek olan etkinlikte Enes Cangül’ün yazıp yönettiği “Kıssadan Hisseli Vaadler†adlı oyun sahnelenecek.
Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından organize edilen tiyatro gösterimi 26 Mart Cuma günü saat 14.00’da gerçekleştirilecek.
Sinop Hayaller Tiyatrosu‘nun sürekli çeşitli oyunlar sahnelediği hatırlatan Genel Sanat Yönetmeni Enes Cangül, bu kez cezaevindeki genç ve yaşlı mahkûmlara yönelik tiyatro gösterimi yapılacağını ifade ederek “Her ne kadar kapalı bir ortamda cezalarını tamamlamak için gün saysalar da, onların da bu tür kültürel etkinlikleri izlemesi çok önemli. Bu konuda gerekli izni veren ve bu tür faaliyetlere destek veren başta Cumhuriyet Başsavcısı Ömür TOPAÇ ve Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Özer Duman’a da teşekkür ediyorum†dedi.
Özellikle gençlerin çok erken yaşta suça bulaşabildiğini, bunun önüne geçebilmek için de aileden topluma kadar herkese görev düştüğünü vurgulayan Genel Sanat Yönetmeni Enes Cangül “Gençlerin suç işlemesinde, gençliğin verdiği duygu yoğunluğunu, yaşadığı sosyal ortam ve çevre gibi etkenleri göz ardı edemeyiz. Ancak, onların suça bulaşmasındaki en önemli neden cehalettir. Bu nedenle gençler ne kadar cehaletten, bilgisizlikten uzaklaşırsa suça karışma oranı da o oranda azalacaktır†diye konuştu.
Tarihî Sinop Kapalı Cezaevi, bir dönem “Anadolu’nun Alkatrazı” tabiri ile de tanınan ve 1999 yılında kapatılarak müzeye çevrilen cezaevidir. Tarihi eskilere dayanan yapı, şiirlere, şarkılara konu olmuştur.
Üç yanı deniz olan ve tarihi kale duvarlarının içersinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale yaklaşık 4000 yıl önce bölgenin hakimi Gaskalılar tarafından yapılmıştır. Grek, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar kendi dönemlerinde kaleyi korumuş ve güçlendirmişlerdir. Kalenin cezaevi olarak kullanımına ait en eski belgeler ise 1568 yılına dayanmaktadır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu zindandan şöyle bahsetmiştir;
“Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”
İç kalenin resmi olarak zindana dönüşmesi ise 1887 yılında olmuştur. O dönem Sinop Mutasarrıfı Veysel Paşa yeni binalarla birlikte bir de hamam eklemiştir. 1939 yılında da Çocuk hapisanesi olarak kullanılmak üzere bir bina daha yapılmıştır.
Kırım Hanı Devlet Giray, Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Ruhi Su, Burhan Felek, Zekeriya Sertel, Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Kısakürek bu cezaevinde yatmış bazı isimlerdir. Cezaevini anlatan şiirler Sabahattin Ali‘nin kaleminden de çıkmış ve bunlardan “Aldırma Gönül” popüler olmuştur.