Boyabat’ın Ekonomik Durumu

Sanayi

İlçede mevcut 32 tuğla ve kiremit fabrikası , 9 adet çeltik, 2 adet ahşap parke, 3 adet un fabrikası, 2 adet çivi ve tel fabrikası, 1 adet tekstil fabrikası, 2 adet cam karo fabrikası mevcuttur.Bu fabrikalar tam kapasiteli çalıştıkları zaman 3200 kişiye çalışma imkanı sağlamaktadır.Ancak ülkemizde yaşanan ekonomik kriz dolayısıyla tuğla kiremit fabrikalarının büyük çoğunluğunun fabrikaları kapattıkları bu nedenle üretiminin düştüğü ve ilçede büyük bir işsizliğin ortaya çıktığı gözlenmektedir. Bu fabrikaların ülkemizde ekonomik krizin ortadan kalkması ve fabrikaların eski kapasiteleri ile çalışmış olmaları halinde eskiden olduğu gibi ilçede sanayileşmenin temposu düşmeden ve hatta gelişerek sürecektir.
Boyabat’ta Devlet ve özel sektöre ait 4 banka şubesi ( T.C. Ziraat, Halk,İş ve Akbank) vardır.

Tarım

Tarım ilçede gelişmiştir. Kaliteli çeltiği (prinç) ile tanınır. Pirinç yörede ırmak ve çay kenarlarında ekilir. Üretilen çeltik, çeltik fabrikalarında işlenir. Boyabat’ta ayrıca buğday, çavdar, şekerpancarı, karpuz, kavun, kış sebzelerinden lahana ve pırasa ile ıspanak bol miktarda yetişir. Yörede meyve üretimi de önemlidir. Elma, armut, dut, şeftali, kayısı, kiraz, ceviz ve badem yetiştirilir. Yörede yetiştirilen şekerpancarı Kastamonu Şžeker Fabrikasına gönderilir.

Son yıllarda tarım modern yöntemlerle yapılmaktadır.Gübre ve ilaç,kaliteli tohum ve makine kullanımı artmıştır.

Hayvancılık

Hayvancılıkta tarım gibi Boyabat’ta bayağı ilerlemiştir. Büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvancılığı yapılmaktadır. Aynı zamanda Boyabat, bir av hayvanları bölgesidir. Keklik, tavşan, domuz, kurt, tilki, ördek, çulluk avı yapılır. Ayı, geyik, karaca, sansar, gibi hayvanlara da az miktarda rastlanır.
 

Boyabat’ın Turistik Mekanları

İlçemizde 11591 adet kolleksiyonuyla 1 sinema solonu ,1 sergi salonu ve okuyucu salonlarıyla 52529 okuyucuya hizmet veren üç katlı bir Halk Kütüphanemiz mevcuttur.

Turizm potansiyeli açısından ilçemizde görülmeye değer “Boyabat Kalesi” ve Salar köyü mevkiinde bulunan” Kaya Mezarları”bulunmaktadır. Kalenin yapılış tarihi tam olarak bilinmemekte fakat milattan önce 600 yıllarında Paflagonyalılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Roma ve Bizans döneminde ilaveler yapılmıştır. Kalenin bugün görülen burçları çok yeni olup, bir Türk eseridir. Yeni ve eski kaleye ait kitabeye rastlanılmamıştır. Kalenin iki tüneli vardır.

Kalenin karşısında bulunan Kırkkızlar kayasıyla ilgili bir de yerel hikayemiz bulunmaktadır;

Kale ile Kırkkızlar kayası önceleri bitişik büyücek bir kaya imiş.Bu büyük kaya üzerine Boyabat kalesi yapılmış. Bu kaleyi başka başka uluslar ele geçirmiş ve orada barınmışlar. Günlerden bir gün düşmanları kaleye saldırmışlar. Kalenin yöneticisi, kadın kız herkesi kaleyi korumaya çağırmış. Kaledekiler topluca kale çevresinde düşmana karşı çıkmışlar. Kırkkızlar Kayasının yönü kaleye girmeye ve saldırmaya daha müsait imiş. Kale beyi düşmanların çokluğunu görünce kalenin bu durumda korunamayacağını anlamış, saldırıyı önlemek için hemen kılıcını çekmiş ve Allah’a sığınarak bu kaya kütlesine tüm gücüyle vurmuş, kaya bir anda ikiye bölünüvermiş.Yarılan kaya arasından başlamış bir çay akmaya. Karşı kaya üzerinde 40 kız kalakalmış ve başlamışlar ağlamaya…Önlerinde düşmanlar arkalarında dik ve yüksek bir uçurum. Kurtuluş umudu kalmayınca hep birden başlamışlar Allah’a yalvarmaya “Ulu Allah’ım bizi kurtar. Ya taş yap ya da kuş yap” diye.
Allah dileklerini kabul etmiş kızlar bir anda orada taş oluvermişler. Bu nedenle bu kayaya “Kırkkızlar kayası”denilmiş.

Kaleden başka ilçede takriben 10 km. batıdaki Salar köyü mevkiinde bulunan Kaya Mezarı, Göynükören köyündeki Ambarkaya Mezarı, Dodurga’da Resimli Kaya, Arım Kaya Tüneli görülmeye değer eserlerden olup ulaşımı da oldukça kolaydır.

Merkeze 3 km. uzaklıkta Kalebağı, 2 km. mesafede Topalçam ve 35 km.kuzeyde Bürnük olmak üzere çeşitli Mesire yerleri bulunmakla birlikte ulaşım problemi bulunmamaktadır.

İlçemizde Topalçam ve Kalebağı olmak üzere iki adet konaklama tesisi mevcuttur.

Boyabat’ın İklimi ve Bitki Örtüsü

İklimi :

İlçe Karadeniz Bölgesinde olmakla birlikte deniz iklimi özellikleri taşımaktadır. Orta Anadolu’nun kara iklimi daha çok hakimdir.Yazları sıcak,kışları çok soğuktur.

Yılda ortalama yağış alan gün sayısı 80 olup,300-400 mm.yıllık yağış almaktadır.

Yılın en sıcak ayları TEMMUZ-AÄžUSTOS ve EYLÜL; En soğuk ayları ise OCAK ve ŞžUBAT’tır. İlçede hakim rüzgarlar POYRAZ ve YILDIZ olup,yağmur batı rüzgarları ile gelir,doğu yönde seyreder.

Bitki Örtüsü :

Boyabat İlçesi Orman Durumu :
Verimli koru ormanı : 37 957 0 Hk
Yolu bozuk koru ormanı : 11 161 5 Hk
TOPLAM koru ormanı : 49 118 5 Hk

Verimli baltalık : 10 25 5 Hk
Çok bozuk baltalık : 27 642 0 Hk
TOPLAM baltalık : 27 937 5 Hk

Mevcut Ağaç Türleri :Kızılçam,Sarıçam, Karaçam,Kayın,Göknar,Ardıç,Meşe ve Gürgendir.

Ayancık’ın Önemli Turistik Mekanları

Ayancık ilçesi çevresinin dağlık ve ormanlık alanlardan oluşması ve Küre Dağlarının yüksek tepelerinin ilçe sınırlarında olması nedeni ile orman içi pek çok dinlenme alanı ve yaylalara sahiptir. Bu yaylaların en önemlileri Çangal , Akgöl ve Karlık Yaylalarıdır.

ÇANGAL : Ayancık-Kastamonu yolunun 25. km sinde yoldan 3 km içeride bulunan Çangal ; orman içindeki açıklık alana kurulmuş bir yerleşim yeridir. Burada Orman İşletmesine ait idare binaları , misafirhane ve lojmanlar bulunmaktadır. Binalar tek katlı olup arazi üzerinde dağınık vaziyettedir.

Küçük bir tatil köyü havası yaratılmıştır. Tesisler Ayancık kereste Fabrikasını kuran Belçikalı ve Almanlar tarafından 1930 lu yıllarda inşa edilmişlerdir. Etrafındaki geniş Göknar ormanları ve yakın köylerle birlikte kış turizmi , av ve dağ turizmi için uygun olup tesis yapmaya oldukça müsaitttir.

AKGÖL : Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31.km sinde, yoldan da 5 km içeride bulunan Akgöl ; 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık göknar ormanları içinden akan iki çayın birleştirerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönüm alan kaplamaktadır. Gölün yanında orman işletmesine ait bir tesis bulunmaktadır. Günübirlik piknik için uygun olan göl civarındaki orman içlerinde piknik masaları ve ızgara yerleri bulunmaktadır. Çevre ormanlarda yaban domuzu, ayı, kurt, çakal ve tavşan gibi av hayvanları mevcuttur.

Akgöl’e ulaşmak için inilen 5km lik yol stabilize olup buradan da İnaltı bölgesine doğru yol devam etmektedir. Bu yol üzerinde bulunan İnaltı Mağarası ve Kanyonları safari turlar ve yürüyüşler için de müsaittir. Kış mevsiminin uzun geçtiği bölgede küçük kayak pistlerinin de yapılabileceği uygun orman içi boşluklar mevcuttur.

KARLIK YAYLASI VE DÜDENİ : Akgöl ve İnaltı Mağarası ile hemen hemen aynı bölge üzerinde bulunan Karlık yaylası 1600 metre yüksekliğe sahip geniş bir yayladır. Zengin bir orman yapısından sonra ulaşılan yaylada orman idaresine ait bir telsiz istasyonu ve gözetleme kulesi bulunmaktadır. Bölgenin en yüksek tepelerinden biri olan yayladan açık ve bulutsuz havalarda Sinop İnce burun açıkları ve şehir ışıkları rahatça görülmektedir.

Geniş otlaklardan oluşan yaylanın en büyük özelliği Karlık Düdenidir. Bölgenin jeomorfolojik yapısından kaynaklanarak oluşan bu düden iki yamacın arasında çökmüş bir alan görünümü vermektedir. Buradaki kayalık kesime ulaşıldığında Buradan aşağıya doğru uzanan bir mağara daha olduğu görülmektedir. Bu mağaranın yapısı ve bölgenin yüksek olması nedeni ile burada biriken karlar yaz aylarında Ağustos sonuna kadar erimemekte olup , oluşan bu kar kütükleri eski yıllarda yaz aylarında çevre köylüler tarafından kullanılmakta imiş. Bölgeye de adını veren bu düden mağarası ve çevresi yayla turizmi ve meyilli otlakları nedeniyle çim kayağı için oldukça uygun ortamlara sahiptir.

İNALTI KANYONLARI : Ayancık – Kastamonu yolunun 17. km sinden ayrılan stabilize yol ile ulaşılan kanyonlar ve mağara ilçenin en güzel rekreasyon alanlarındandır. Yol güzergahında inaltı yerleşmesi ve Alabalık Tesisleri de bulunmaktadır. Tesislerden sonra ulaşılan kanyon yolunun bir tarafı sarp kayalık öbür tarafı çay yatağından oluşmaktadır. Birkaç yerde çayın içinden geçen yol çay suları yüksek olmadıkça taksiler tarafından da kolaylıkla aşılabilmektedir. Ancak kar sularının eridiği ilkbahar ayları ile sonbahar aylarında yalnızca arazi taşıtları ile geçilebilmektedir. Zaman zaman da ağaç köprülerden geçilerek ilerleyen yol safari turları için oldukça müsait doğal bir parkurdur.

Kanyonun en can alıcı bölümü ; sarp kayalıklardan akan suların oluşturduğu küçük şelaleler ve çamur ve yosunların oluşturduğu sarkıt ve traventenlerin bulunduğu 1 km lik mesafedir. Bu alanı gruplar ve ziyaretçiler özellikle yürüyerek geçmeyi tercih etmektedirler. Kanyonun bitiminde orman içinde devam eden yol Alabalık Üretme tesislerini de (kapalı) geride bıraktıktan sonra İnaltı Köyüne ulaşmaktadır. Ormanlardan tomruk nakletmek için kullanılan Eski buharlı trenin dekovil hattının da geçtiği kanyonu iki vadisinde bulunan orman idaresine ait terkedilmiş barakalar kanyon ve bölge turizmi canlandığında tesis olarak kullanılmaya oldukça müsaittir.

İNALTI MAÄžARASI : İnaltı Köyü köyün hemen arka yamacında bulunan mağara ile ünlenmiştir. Deniz seviyesinden 1070 m. yüksekte olan mağaranın oldukça büyük olan ağzı köyden görülebilmektedir. Köyde biraz soluklandıktan sonra yaklaşık 500 metrelik bir tırmanıştan sonra mağaraya ulaşılmaktayken, 2002-03 yıllarında yapılan yol ile mağaranın 50 m. altına kadar araçla gidilebilmektedir. Buradan 50 metrelik merdivenle mağaranın ağzına ulaşılabilir. Mağara ağzında geniş bir sahanlık bulunmaktadır.

İnaltı mağarası gerek mağara içi damlataşları ve arkeolojik özelliği, gerekse de doğal çevrenin güzelliği nedeniyle, turizm amaçlı kullanıma son derece uygun şartlara sahiptir.

Ortalama uzunluğu 7500 metre olan mağaranın son noktası girişten 24 metre aşağıdadır. Doğu-batı yönünde büyük bir (S) çizerek uzanan mağaranın giriş ağzı ve gerisindeki salonun tavan yüksekliği 20 metreden fazla, genişliği ise 18 metredir. Giriş salonu boyu 125 m, tavan yüksekliği 6-22 m, genişliği 7-13 metreler arasında değişen düzgün bir galeriye açılır. Bu galeri mağaranın en geniş ve en kuru bölümüdür. Buradan sonra daralarak ilerleyen mağarada sarkıt, dikit, sütun, örtü ve duvar damlataşları, damlataş havuzları görülmeye başlar. Yatay gelişmiş kaynak konumlu fosil bir mağara inaltı mağarasında damlataşların çoğu genişlemiş olan orta bölümde yer almaktadır. Buna karşılık mağara tabanına yakın alt kesimlerde ve su düzeyinin hemen üzerinde Karnabahar ve Patlamış Mısır şekilli damlataşlar da bulunmaktadır. Mağaranın içinde yer yer su birikintilerine rastlanmakta olup bazıları ilerlemeyi zorlaştıracak şekilde derindir. Mağara girişinde görülen duvar kalıntıları, tarihi dönemlerde iskan alanı olarak kullanıldığı sanılan mağaraya arkeolojik değer de katmaktadır.

İnaltı mağarasının elektrifikasyonu, trafo, kapı, merdiveni, çeşme ve tuvaleti yapılmış; mağara içindeki gezi güzergahı ve kır kahvesi yapım çalışmaları devam etmektedir.

Mağara Civarında Kanyon, Akgöl ve Karlık Yaylası ve Düdeni gibi doğal güzelliklerin de bulunması mağaranın önemini daha da arttırmaktadır. Hazırlanan projelerle günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarına yönelik tesislerin yapılması yanında çoğunluğu boş olan köy evlerinin de pansiyon olarak kullanılma açılması planlanmaktadır.

Konaklama Tesisleri

Belediye Apart Otel : Yalı Mahallesi sahil şeridi üzerinde bulunan otel 58 yatak kapasitelidir. Önü deniz arkası orman olan otel iki katlı özel bir mimariye sahiptir. Otel kompleksi içinde 200 kişilik restaurant, bar, lobi kafeterya ve teras restaurant bulunmaktadır. Odalar balkon ve terasa sahip olup sıcak su ve telefon mevcuttur. Ayrıca otel bünyesinde 3 adet bungalov ev ile 1 adet de köy evi mevcuttur.
Rezervasyon – Telefon : 0(368) 613 11 37 – 613 35 63

Saymoz Otel : Yalı Mahallesi İskele meydanında denize nazır bulunan otel 40 yatak kapasiteli olup otelin cafe-bar ve yazlık çay bahçesi mevcuttur.
Rezervasyon – Telefon : 0(368) 613 10 39

Karahan Otel : Yalı mahallesinde Belediye Apart otele bitişik , 5 katlı olarak inşa edilen otel 50 yatak kapasiteli olup cafe,barı mevcuttur. Kahvaltı verilebilen otelde yemek ihtiyacı bitişikteki Apart otelin lokantasından karşılanabilir.
Rezervasyon – Telefon : 0(368) 613 19 74 – 613 10 87

Yavuzlar Otel : İlçemiz Yalı mahallesi Ömer Seyfettin caddesi üzerinde Falaka Cafe Bar Restaurantla birlikte yeni faaliyete geçmiş olup 40 yatak kapasitelidir.
Rezervasyon Tel – Faks : 0(368) 613 55 15

Kuğu Yalısı Apart Otel – Kamping : İlçenin batısında şehirden 3 km ilerideki Kuğu Yalısı mevkisindeki koya kurulmuş otel iki katlı 36 yatak kapasiteli bir tesistir.
Rezervasyon-Telefon : 0(368) 613 25 92

Gökay Aile Pansiyonu : Şžehir içinde Yukarı Erkengünez mevkisinde bulunan 5 katlı bir binanın iki katı aile pansiyonu olarak düzenlenmiş ve hizmete sokulmuştur.
Rezervasyon – Telefon : 0 (368) 613 24 34 – 613 27 93

Tarihi ve Arkeolojik Değerler

Sinop ili tarihi ve arkeolojik değerler bakımından zengin olmakla birlikte aynı yoğunluk Ayancık ve civarında görülmemektedir. Bununla birlikte ilçenin en önemli eserleri;

ESKİ CEZAEVİ (KİLİSE) : Yalı Mahallesi sahil kesiminde bulunan bina eski bir kilise yapısı olup yıllarca cezaevi olarak kullanılmıştır. Bizans dönemine ait olan ve bugün boş olan bina düzenlendiğinde kültür merkezi olarak kullanılmaya müsaittir.

İSTEFAN KAYA MEZARLARI : Ön tarih devirlerinden kalan ve henüz hiç bir bilimsel araştırmanın yapılmadığı Pontus Krallarına ait kaya mezarları İlçenin batısındaki İstefan, (Çaylıoğlu) köyü sınırları içinde bulunmaktadır.

İSTEFAN SULU KİLİSESİ : Yine aynı yerleşim yerinde istefan burnunun batı yakasında, toprak altında olup içi toprak ve su dolu haldedir. Galerilerinden biri toprak üstündedir. Halk içinin su dolu olması ve çevresinin de su kaynağı yönünden çok zengin olması nedeni ile buraya sulu kilise adını vermiştir. Henüz hiçbir kazı çalışması yapılmadığı alanda eski bir höyük bulunmaktadır.

YALI CAMİİ : 1981 yılında Ömer Seyfettin’in hikayesini anlattığı Ayancık Camiidir. Bilinmeyen bir nedenle yıkılmış ve yerine 1908 yılında şimdiki Yalı Camii yapılmıştır.

AYANCIK ASKERLİK ŞžUBESİ : 1900 yılında, İstefan’daki kilise harabelerinin sutunları kullanılarak, aynı üslupla inşa edilen ve Askerlik Şžubesi binası olarak kullanılan bina restore edilmiştir. Kesme taştan yapılan binanın ön cephesi sutunlu ve iki kat halindedir. Yapımında kilise harabesinden getirilen taşlar kullanılmıştır.

Ayancık’ın Ekonomik Durumu

Ayancık ilçesinin ekonomik sektörünü tarım-ormancılık-balıkçılık ile küçük sanayi ve (orman ürünlerinin taşınması suretiyle) nakliyecilik oluşturmaktadır.

Ayancık altyapı yatırımlarının ve ulaşım ağının yetersizliği nedeniyle geri kalmış ekonomik bir yapıya sahiptir. Bu nedenle ilçeden sürekli yurt içi ve yurt dışına göç yaşanmaktadır. İlçe halkının en önemli gelir kaynağını yurt dışında çalışan işçilerin gönderdikleri döviz oluşturmaktadır.

Nüfusun yaklaşık üçte ikisi kırsal kesimde yaşamakta ve geçimini tarım ve ormancılıktan kazanmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları gibi hizmet sektörü ilçenin diğer önemli ekonomik sektörüdür.

Sinop ilinin 1994 yılında Kalkınmada Birinci Derecede Öncelikli İller kapsamına alınmasından sonra ilçede ufak çapta da olsa özellikle tekstil alanında özel sektör tarafından küçük ve orta ölçekli işletmeler açılmıştır. İlçenin en önemli sanayi kuruluşları; İlçenin en önemli sanayi kuruluşları; Kereste ve Yonga Levha Fabrikası Ayancık Orman Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Şž. (AYORSAN ), Taciroğlu Orman ürünleri Ticaret ve A.Şž. , Ayancık Mobilya ve Ders Araçları Üretim ve Pazarlama A.Şž. ve Yenikonak Köyündeki keten stok durumuna göre faaliyet gösteren Keten İşleme Fabrikası’dır.

İlçe merkezinde Akbank , Halk Bankası , Ziraat Bankası ve İş Bankası olmak üzere 4 adet banka mevcuttur.

Nakliyeciler Kooperatifine bağlı 170 kamyon bulunmaktadır. Eskiden 650 olan bu sayı ORÜS Kereste Fabrikasının özelleştirilmesi ve kapasitesinin düşmesi nedenleri ile meydana gelen göçler sonucu azalmıştır.

Yörenin sahip olduğu deniz kıyıları mevsimin kısalığına rağmen turizm hareketlerinin odak noktasını oluşturmaktadır. Tüm sahil kesimi konaklama tesisleri, kampingler ve günübirlik tesisler gibi yatırımların gerçekleştirilmesine müsaittir.

Balıkçılık anılan faaliyetleri destekleyen doğal bir geçim kaynağı olma özelliğini korumuştur. Ayrıca küçük çapta ve sınırlı tarım arazisinde çiftçilik ve hayvancılık yapıla gelmiştir.

Küçük el sanatlarını teşkil eden keten üretimi ve dokuması ile “Ayancık Bürümcüğü” adı verilen giysi imali, halı-kilim dokuma, iskemle, ambalaj sandığı yapımı, sepet ve küfe örücülüğü, kapı-pencere ve doğrama işleri ile bunların satışı da ticari faaliyetler arasında sayılabilir.

İlçe merkezinde haftanın her Pazartesi ve Cuma günleri kurulan pazarında, her yıl Temmuz ayının son haftasında gerçekleştirilen Ayancık Kültür Sanat ve Keten Festivali süresince ve her yıl 18-22 eylül arasında kurulan panayırda, köylerden ve civar İl ve ilçelerden gelenlerle, ticari faaliyetlerde bir hareketlilik yaşanmaktadır.

Yöre halkı İlçe merkezinde Pazartesi ve Cuma günleri kurulan hafta pazarında köyde ürettiği ihtiyaç fazlası süt, yumurta, bal, yaş sebze ve meyve ile, fındık kestane, ceviz vb. ürünleri satarak değerlendirmekte ve aile ekonomisine katkı sağlamaktadır.

İlçemizin toplam arazisi 86.600 hektar olup bu arazinin 24.350 hektarı tarıma elverişli arazi olarak değerlendirilebilir.
Tarım arazisi olarak tanımladığımız ve İlçemiz arazisinin sadece % 28.14 lük kısmından ibaret olan arazilerin de, büyük bir kısmını eğimli araziler teşkil etmektedir. Çok az bir kısım arazi ise vadi yataklarındaki küçük düzlüklerden ibarettir. Çiftçilerin büyük kısmının arazi toplamı 250 dekarın altından kalmaktadır. Bu araziler de engebeli ve çok küçük parçalardan oluşmaktadır. Yaklaşık 5.500 civarında küçük çiftçi ailesi bulunmaktadır. Tarım arazilerinin, eğimli ve yıllık yağış miktarının fazla olması sebebi ile erozyondan fazla etkilenmektedir.

İlçemizde 30 civarında aile balıkçılıkla uğraşmakta ve geçimini bu yolla temin etmektedir. Yöre hem balık çeşidi bakımından hem de balık miktarı bakımından oldukça zengindir. Mevsimine göre Kalkan, Lüfer, Palamut, Mezgit, İstavrit, Barbunya, Kefal ve Hamsi gibi balıklar ekonomik önemi olan balıklardır.

İlçede Hayvancılık ve Arıcılık alanında da son yıllarda bir canlılık gözlenmektedir. İlçemize bağlı köylerde 19 Tarımsal Kalkınma, 1 Su Ürünleri, 1 Tarım Kredi kooperatifi olmak üzere 21 tarımsal amaçlı kooperatif mevcuttur.

Sonuç olarak: Sanayi, Ticaret, Tarım ve Hayvancılık sektörlerinin mevcut durumu; İlçe ekonomisinin içe dönük, durgun ve gelişmemiş olduğunu açıkça göstermektedir.

Ayancık’ın Nüfus Durumu

İlçemizin nüfus kayıtlarına göre açık kayıtlı nüfusu 110.057 dir.

1990 yılında İlçenin merkez nüfusu 10.418, köylerinin nüfusu 25.625 ve toplam nüfusu 36.043 iken;

22 Ekim 2000 tarihinde yapılan genel nüfus sayımı sonuçlarına göre; İlçenin merkez nüfusu 10.919, köylerin in nüfusu 15.128 , toplam nüfus ise 26.047′ ye düşmüştür.

2008 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine Göre;

Ayancık’ın Merkez Nüfusu: 11.067

Köylerinin Nüfusu: 11.778

Toplam Nüfus: 22.845’tir.

Kilometrekareye 33 kişi düşmekte olup, nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır.

Nüfus düşüşünün en önemli nedeni ÖRÜS Kereste – Sunta fabrikasının özelleştirilmesi ve Hava Radar Üssünün Ayancık’ tan taşınması sonucu iş sahalarının yetersiz kalmasıyla istihdamda meydana gelen azalmadır. Genç nüfus sürekli olarak İlçe dışına yada yurt dışına işçi olarak göç etmektedir. Bununla birlikte yaz sezonu tatilini geçirmek amacıyla gelenlerle yaz döneminde İlçe nüfusu 50.000 civarına çıkmaktadır.

İlimiz ilçeleri arası genel nüfus durumuna göre İlçemiz Boyabat ve Durağan İlçelerinden sonra 3 üncü, İlçe merkezi nüfus durumuna göre ise 2 inci sırada bulunmaktadır.

Ayancık’ın Tarihi ve Coğrafi Yapısı

İLÇENİN TARİHÇESİ:

Ayancık İlçesinin tarihi ilk çağlara kadar uzanır. Ayancık ve çevresinde yaşayan ilk kavimler Paflogonyalılar, Amazonlar, Akalar ve Dorlardır. İlk çağda Paflogonya Batı Karadeniz bölümünde Biritanya, Pontusya ve Galatya arasında kalan yerdir. Pafogonyalılar bu bölgede bilinen ilk yerli halktır . M.Ö. 1200 yıllarına kadar Etiler’e bağlı, onların korumaları altında yaşamışlardır.
Ayancık ve çevresi 11. yüzyılın sonlarında ilk kez Danışmentoğullarının egemenliğine girmiştir. Bölge 1204 te Anadolu Selçuklularının, 1259 da Pervaneoğullarının, 1292 de Candaroğullarının eline geçmiştir. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferine giderken Sinop ve çevresini Osmanlı Devletine bağlamıştır. Tanzimat Devrine kadar Ayancık ve Çevresi Kastamonu’ ya bağlı dört kadılıktan birinin yönetimi alanı içinde kalmıştır. Tanzimat ile başlayan, daha sonra devam eden yenileşme hareketleri sırasında Ayancık ve çevresinde (Sancak-Kaza) İlçe yönetimi kurulması düşünülmüş, İlçe merkezi olarak da Ayandon (Türkeli İlçesine bağlı Ayazköyü) kabul edilmiştir.
Ayancık ve Ayancık Çayının doğusundaki köylere egemen olan Şžükrüoğulları 1860 yıllarda Çaylıoğulları ile anlaşarak İlçe merkezinin Ayancık’ a taşınmasını kendi çıkarları ile uygun görmüşler ve 1860′ lı yıllarda bir değirmen ve birkaç önemsiz yapıdan oluşmuş küçük bir yerleşim yeri olan Ayancık, zaman içinde Kaymakamlık ve Askerlik Şžubesi gibi resmi kurumların ve bir çok konut ve ticaret yapılarının kurulması ile hızla gelişmiştir. Alman ve Belçika sermayeli kereste fabrikasının 1929 yılında işletilmeye başlanması, bölge ekonomisi ve sosyal hayatında dönüm noktası olmuştur.
Ayancık bu tarihten sonra sürekli gelişme göstermiştir. 1860 ‘lı yıllarda yapılan eski Hükümet Konağı binası 1952′ de yanmış, yerine bugünkü mevcut bina yapılmıştır.

Ayancık, Cumhuriyetin ilanına kadar Kastamonu İline bağlı iken, Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan idari düzenlemede Sinop İline bağlı İlçe olmuştur.

COÄžRAFİ YAPISI : 
Batı Karadeniz coğrafi bölgesinde yer alan Ayancık İlçesi; Kuzeyde Karadeniz, Güneyde Sinop İli Boyabat İlçesi ve Kastamonu İli Taşköprü İlçeleri, Batıda Sinop İli Türkeli İlçesi ve Doğuda ise Sinop İli Erfelek İlçesi ile çevrilidir. İlçenin İl ile olan bağlantısı 55 Km.’ lik sahil karayolu ile sağlanır.
İlçenin toplam arazisi 86.600 (Ha) olup, Yüzölçümü 866 km2 ve Rakım 10 m.’ dir. İlçe merkezi 202 metre yükseklikteki “Maltepe” ve “Ayantepe” ile deniz arasında Ayancık Çayı Vadisinde kurulmuştur. İlçe adını Ayan tepesinden almıştır.

İlçemiz sınırlı ve toplam 94.500 (Da) büyüklükte tarım arazisine sahiptir. Ancak, % 71.86 gibi büyük bir kısmı tarım dışı arazidir. Tarım arazisi olarak tanımladığımız arazinin sadece % 28.14 lük kısmından ibaret olan arazilerin de, büyük bir kısmını eğimli araziler teşkil etmektedir. Çok az bir kısım arazi ise vadi yataklarındaki küçük düzlüklerden ibarettir.
Buna karşılık, toprak yapısı itibari ile killi ve kalkerli bir karaktere sahip bulunduğundan orman ürünlerinin yetişmesine son derece elverişlidir. Bölgede 53.524,5 (Ha) ağaçlı, 3.388,1 (Ha) ağaçsız olmak üzere toplam 569.912,5 (Ha) ormanlık saha bulunmaktadır. Çok zengin çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç, kavak türleri ile özellikle Çangal Ormanları “ağaç denizi” olarak nitelendirilir.

Yeşilin her tonunu bu ormanlarda görmek mümkündür. Kıyı şeridindeki çeşitli ağaç türlerinden oluşan bitki örtüsü içine yer yer Akdeniz bitkilerine de rastlanır. Güneye doğru inildikçe iklim kuraklaşmaya başlar ve bozkır bitkileri görülür.
Akgöl yapay bir orman gölüdür. Bunun dışında doğal yada yapay gölü bulunmamaktadır.

Uzunluğu 90 Km. civarında olan ve çok sayıda küçük derenin birleşmesinden oluşan Ayancık Çayı, geniş bir alanın sularını toplayıp tek kol halinde İlçe merkezinden denize dökülür.

Bölgenin en yüksek dağlarına sahip bulunan Ayancık’ın, Kuzey Anadolu sıra dağları üzerindeki Zindan 1750 ve Çangal 1605 metre yükseklikteki dağlarıdır.

Ayancık İlçesi deprem bölgesi sınıflandırılmasında 4. bölgede bulunulmaktadır.

Ayancık 55 km.’ lik sahil yolu ile Sinop İli’ ne bağlanmıştır. İç kesimlerle  olan bağlantısı Çangal yolu üzerinden Kastamonu yolu ile sağlanmaktadır. Bazı İl Merkezleri ile İlçelere olan uzaklıkları Şžöyledir: Samsun: 218 km., Kastamonu: 140 km., Ankara: 435 km., İstanbul: 630 km., Türkeli: 35 km., Boyabat: 72 km., Gerze: 94 km., Erfelek  46 km.’ dir. İlçeler arası ulaşım minibüslerle sağlanmaktadır.  

İklim : Ayancık yöresinde tipik Karadeniz iklimi egemendir. Kışları serin ve yağışlı, yazları kurak ve nemlidir.

Sıcaklık : Yıllık ortalama sıcaklık 14.0 C’ derece’ dir. En yüksek ortalama Temmuz ayında olup, 22.2 C’, en düşük ortalama sıcaklık ise Ocak-Şžubat aylarında oluşan 6.6 C’ dir. . Deniz suyu sıcaklığı Haziran ve Temmuz ayları itibariyle ortalama 23-24 derecedir.

Nem Oranı : Yıllık ortalama nisbi nem oranı % 72′ dir. Nem oranı en yüksek değerine % 76 ile Mart, en düşük değerine ise %70 ile Haziran, Temmuz ve Aralık aylarında ulaşmaktadır.

Yağış : Yıllık ortalama yağış 1003,1 mm’ dir. En çok yağış 139,2 mm ile Aralık, en az yağış 34,9 mm ile Temmuz ayında görülmektedir. Yüksek kesimleri kış sezonu süresince genelde karla kaplı geçer.

Rüzgar : Yılda fırtınalı gün sayısı ortalama 9,2′ dir. En çok esen rüzgar güney, en kuvvetli rüzgarlar ise kuzey ve kuzeybatı rüzgarlarıdır.

Bitki Örtüsü : Yörenin doğal bitki örtüsünü ormanlar oluşturmaktadır. Bitki örtüsü çok zengin ve yoğun olup, yükselti kuşaklarına göre farklılaşmaktadır. Kıyı kesiminde yayvan yapraklı orman dokusu, makilik ve fundalıklar ile kültür bitkileri yaygındır. Kıyıdan itibaren yükseldikçe iğne yapraklı ağaç ve bitki türleri yoğunluk kazanmaktadır. Ormanlarda çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç, ıhlamur, çınar, kestane, kavak çeşitli maki ve çalı türleri yer almaktadır.

DİOGENES (DİYOJEN)

DİOGENES (DİYOJEN)

Diogenes

Sinop’ta doğdu. M.Ö. 412-323 yılları arasında yaşadı.Yunan filozoflarındandır.Babası kalp para basmaktan mahkum olunca Atina’ya gitti.Felsefe öğrenimi yaptı.Sade bir hayat sürdü.Onun, elinde fenerle gündüz Atina sokaklarında dolaşırken görenlere : “Adam arıyorum.” demesi; birgün güneşlenirken karşısına dikilip “Dile benden ne dilersen.” diyen Büyük İskender’e : “Gölge etme, başka ihsan istemem.” cevabı ünlü sözlerindendir.Onun felsefesine göre erdem, her şeyden üstündür.İnsanın kendine egemen olması erdemlerin başıdır.

AHMET MUHİP DRANAS

AHMET MUHİP DRANAS

ahmet muhip dranas

1909’da Sinop’ta doğdu.İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur.Ulus Gazetesinde, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde, CHP Genel Merkezinde, Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürlüğünde çalıştı.Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı, milletvekili oldu.
Şžiirleri ve Tiyatro eserleriyle tanındı.Bireysel ve estetik bir şiir görüşüne bağlıdır.Şžiirlerinde taze bir duygululuk; ses, biçim güzelliği ve sağlam bir dil yapısı görülür.Hece ölçüsünü kullanarak yeni bir şiir kompozisyonu içerisinde dilimizin özlüğüne ulaşır.
İlk şiiri Milli Mecmuada çıktı.Daha sonra Servet-i Fünun, Varlık, Çığır, Ağaç, Gündüz, Yücel, Oluş, Ülkü, Şžadırvan dergilerine yazdı.O Böyle İstemezdi adlı şiir kitabı ve çevirileri vardır.

YUSUF KEMAL TENGİRŞžEK

YUSUF KEMAL TENGİRŞžEK (1878-1969)

yusuf kemal tengirşek

Babası Durağan – Çampaşasakzı köyünden Hasan Raci, annesi Boyabat Eşrafından Hacı Yusuf’un kızıdır.
Yusuf Kemal, babası İstanbul’da bulunduğu sırada 1879 yılında, kendi ifadesi ile, karpuz mevsiminde Boyabat’ta doğmuştur.Babası çeşitli yerlerde kadılıklarda bulunmuş, o, daha çok annesinin yanında ve o’nun eğitim ve tesiri altında kalmıştır.
Babasının kadı bulunduğu, Taşköprü rüştiyesini birincilikle bitirmiş, İstanbul’da bulunan ağabeyisinin yardımı ile de paralı olan “Nümunel Terakki” okuluna kaydolmuştur.Sınıfının birincisi olan Yusuf Kemal’den okul idaresi bu başarısına karşılık ücret almamıştır.Daha sonraları içinde asker olma hevesi ateşlenmiş, 1891 yılında Fatih Askeri Rüştiyesi dördüncü sınıfına girmiştir.
Kuleli Askeri Lisesinin son sınıfında iken, av esnasında, bir dereden geçerken tüfeği patlamış, eli ve parmakları yaralanmış, verilen rapora göre de Tıbbiye İdadisine nakledilmiştir.
Askeri tıbbiyede parmaklarında bir hareket görülmediğinden ve siyasi işlere de karıştığından okuldan çıkarılmıştır.
Tahsilden ayrılan Yusuf Kemal memleketi olan Boyabat’a dönmüş, bir müddet maliyede memurluk yapmıştır.O’nun sönmeyen okuma hevesi çevresinin ilgisini çekmiş, yakınlarının yardımı ile İstanbul’a giderek hukuk tahsiline başlamıştır.
Tahsilini bitiren ve İstanbul’da avukatlık eden Yusuf Kemal, az zamanda iyi para kazandığını hatıratında anlatır.
İkinci Meşruiyetin ilanı ile Kastamonu’dan Milletvekili seçilmiş, 31 Mart Vakasından sonra Fransa’da doktora yapmış, ikinci doktorasını yapmak üzere ingiltere’de bulunduğu sırada İkinci Dünya Savaşı başladığından Türkiye’ye dönmüştür.
Bir eli sakat olduğu için silah altına alınmamış, Adliye Nazırlığında memuriyete girmiş, burada müsteşarlığa kadar yükselmiştir.Son Osmanlı meclisine yine Kastamonu’dan milletvekili seçilmiştir.Bu meclisin kapatılması ve üyelerinin yakalanarak Malta’ya sürgün edildiği sırada Ankara’ya geçmiş ve İlk Büyük Millet Meclisi Hükümetinde İktisat Bakanı Olmuştur.
Atatürk tarafından Rusya’ya gönderilen Yusuf Kemal, Moskova Anlaşmasını imzalamış, Türkiye’ye silah ve para temininde hizmeti görülmüş ve Hariciye Bakanı olmuştur.İstiklal Savaşı sonuna kadar bu bakanlıkta bulunmuş, İsmet Paşa’nın Lozan’a, Hariciye Bakanı Olarak Gitmesi için Bakanlıktan istifa etmiştir.
Cumhuriyet devrinde bir ara Adalet Bakanlığında bulunmuş uzun yıllar iktisat profesörlüğü yapmıştır.
1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden Sinop milletvekili seçilerek meclise girmiştir.Millet Partisinde çalışmış, Kurucu meclisin en yaşlı üyesi olmak şerefini kazanmıştır.
Yurda ve millete bir sürü hizmetten sonra (1969) yılında İstanbul’da vefat etmiştir.Evli, çocuksuzdur.