













Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.








































Bu birbirinden güzel Durağan fotoğraflarını çekip bize gönderen Sayın Enver KILIÇARSLAN Bey’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Kategorisi: Durağan Resimleri57 Yorum
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.
Durağan Adı Nerden Geliyor?
Durağan’ın uzun bir geçmişi olup, tarihi yönünden epeyce eskidir.Eski İstanbul, Amasya, Diyarbakır, Trabzon ve Çorum yolları buradan geçerdi.Eski çağlarda bugünkü modern limanlar olmadığından, tabi limanlar gemilere sığınak olurdu.Bu yüzden Sinop’un tabii limanına giden yollar, Durağan-Boyabat üzerinden geçerdi.
Sinop’u Anadolu’nun iç kısımlarına bağlayan yolların ilçeden geçmesi, Durağan’ın önemini artırmış ve tarihi bir kasaba durumuna getirmiştir.
İlçe adının kasabada bulunan bir handan almaktadır.Kasabanın ilk kurulduğu yer , ilçenin 5 Km kuzeyinde “Sakızören” denen yerdir. Burada bulunan kaynak suyun yanında bir süre kalınmış, kaynak suyun kuruması ile halk Gökırmak’ın kıyısına inerek bugünkü yerine yerleşmiştir.Bu yer değişikliğin önemli diğer sebepleri de, halkın yol kenarına ve Han’ ın yanına yerleşme istekleridir.(1) Han, 1265 yılında Pervane oğulları zamanında, pervane Muiüddin Süleyman tarafından yaptırılmıştır.(2)
Han, uğrak ve durak (dinlenme) yeri olarak kullanılmıştır. Bu durum yıllarca sürmüş, yolcu ve halk dilinde buna hana DURAKHAN denilmiştir.Böylece yeni kasabanın adı, bu hana izafeten DURAKHAN , zaman içinde halk dilinde DURAĞAN şeklini alarak resmi kayıtlara geçmiştir.
Han (Kervansaray) , Durağan kasabası içinde eski camii (İsmail Bey Cami-i) yanındadır.Kitabesi caminin ön cephesinde duvara raptedilmiş iken, 1989 yılında başlanan ve 1992 yılında tamamlanan Durakhan’ ın restore çalışmaları sırasında bu kitabe İsmail Bey Camiinden alınarak hanın giriş kapısı üzerine yerleştirilmiştir.
Selçuklu ordularının buraya karargah kurmaları ve çevre savaşları ile ilgili hazırlık yapmaları buranın önemini artırmıştır.
Danişmentliler Döneminde Durağan (1105-1172)
1071 yılında Türk’ler tarafından Bizanslılara karşı kazanılan Malazgirt Zaferi’nden sonra , Anadolu kapıları Türk Milletine açılmış oluyordu.Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması böyle başlar.
Büyük Selçuklu Sultanı Melik – Şah, Anadolu’nun fethini tamamlaması için Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ı görevlendirdi.Süleyman Şah kısa zamanda Anadolu’ nun tamamen alınmasını sağladı. Selçuklular, geleneklerine göre alınan toprakları komutanlarına, başarıları karşılığı verirlerdi.Danişment Gazi kendisine verilen topraklarda 1085 Danişment Beyliğini kurdu.Danişmentliler daha sonra Amasya, Çorum, Osmancık, Çankırı, Durağan ve Kastamonu havalesini’ de alarak topraklarına kattılar, Tarih kitaplarının bir çoğunda Gökırmak vadisi tamamen Kastamonu ile birlikte, Danişmentliler Beyliği içerisinde gösterilmektedir. Türk orduları, Kızılırmak Nehrini Vezirköprü-Osmancık arasından geçeceklerine göre Boyabat ve Durağan kısa süre içerisinde (Kastamonu’ dan önce veya az sonra ) Danişmentlilerin eline geçmiştir.(1105)
Danişment orduları Kastamonu’ ya önemli bir geçiş yolu olan Amasya Gümüşhacıköy – Vezirköprü – Durağan ve Boyabat üzerinden geçmişlerdir.Çevrenin durumu incelendiğinden Kastamonu ile birlikte İsfendiyar sıra dağlarının güneyine düşen yamaçları ile Gökırmak Vadisi (Durağan ve Boyabat İlçe toprakları) Danişmentliler’ in eline bu sırada geçmiş olabileceği çok iyi anlaşılmaktadır.Kastamonu ve Vezirköprü ‘ yü ele geçiren Danişmentliler’in bu iki şehir arasında bulunan Gökırmak Vadisinin ve bu verimli topraklarıda ele geçirmeleri düşünülemez.
Bugün Durağan’ın köylerinden olan Yağbasan, Köseli ve Salarkolu (Salarlu) köy adları Danişmentliler’in boy ve oymak adlarından gelmektedir.(1)
Danişmentliler’i 1175 yılından ortadan kaldıran Selçuklular, Durağan ve çevresini yönetimleri altına almışlardır.Böylece buralara yeniden Türk boylarının akınları başlamıştır. Durağan ve çevresi 1105-1174 yılları arasında Danişmentliler’in elinde kaldı.(2)
(1) Sinop İli Tarihi – Bekir BAŞOĞLU
(2) Selçuklu Tarihi – İbrahim KAFESOĞLU
Selçuklular Döneminde Durağan
Durağan, Selçuklular zamanında İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan ticaret yolu üzerinde, yolcuların uğrak ve durak yeri olarak önem kazanmıştır.
Trabzon Rum İmparatorluğu’nun kurulması ile Sinop, savaşsız olarak bu imparatorluğa bağlanmış, Durağan -Boyabat ilçeleri ise Selçuklularda kalmıştır.Selçuklu Sultanı 1.İzzettin Keykavus babasının Anadoluda’ki iktisadi siyasetine devam etti. Kuzey Anadolu ticaretini emniyete almak için Sivas’a yürüyerek oradan Sinop yolu üzerinde, Trabzon Rum İmparatoru Aleksios’ u esir etti. Yoluna devam ederek Sinop Kalesi’nin alınmasını sağladı.(3) Selçuklu ordusu ve illerden gelen kuvvetler Gümüşhacıköy-Vezirköprü üzerinden Kızılırmak’ı geçerek Durağan’a gelmiştir.Selçuklu Sultanı Durağan’da ordugahını kurdu. Son hazırlıklarını burada tamamladı ve Sinop üzerine yürüdü. Sinop 1214 yılında Selçukluların eline geçti. 47 yıl Selçuklu yönetiminde kaldı.1261 yılında, Trabzon Rum imparatorluğu tarafından alındı.Bunun üzerine Selçuklu Hükümdarı 4. Kılıçaslan, Pervane M. Süleyman’ı bir ordu ile Sinop’ a gönderdi. Pervane M. Süleyman , ordusu ile Tokat-Amasya ve Vezirköprü üzerinden Kızılırmak’ ı geçerek Durağan’a geldi.Son hazırlıklarını tamamlayarak Sinop üzerine yürüdü ve Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan Sinop’u geri aldı.
Anadolu Beylikleri Döneminde Durağan
Durağan, Anadolu beylikleri döneminde, Candaroğulları Beyliği’nin egemenliği altına girdi.Çobanlar’ın , Kastamonu’da Pervanoğulları’nın da Sinop Beyi bulundukları sırada Kastamonu Valisi olan Şemsettin Yaman Candar’ın babası Mehmet Oğuzların Alayuntlu boyundandır. Candaroğullarını Osmanlı tarihçileri İsfendiyaroğulları diye yazmışlardır.Oysa, İsfendiyar Bey, Candaroğulları’nın III. Hükümdarıdır.
1235 yıllarında, Yaman Candar’ın oğlu Şücaettin Süleyman Paşa , kedisine Kastamonu’yu merkez yapmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylece büyük Kastamonu’da Candaroğulları Beyliği kuruldu. Candaroğlu Beyliği kısa sürede güçlendi Pervaneoğulları’na son vererek Sinop’u ele geçirdi.Daha sonraları, Candaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop Beylikleri olarak ikiye ayrıldı. Sinop Beyliği üstünlük sağlayarak, Kastamonu Candaroğulları Beyliği aldı.
Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt, Kastamonu’ yu almak için hazırlıkları tamamlayarak Kastamonu üzerine yürüdü.Kastamonu ve civarı 1392 yıllarında Osmanlıların eline geçti. Böylece Candaroğulları Betliğinin Kastamonu kolu ortadan kaldırıldı. Daha sonraları, Kastamonu civarı ile Küre , Osmancık ve Gökırmak vadisinde, Boyabat ve Durağan’da kuvvetli bir ihtimalle aynı yıllarda, 1392 yılında Osmanlıların eline geçti.
Timur,Yıldırım Beyazıt’ı 1402 yılında Ankara savaşında yendi. Yıldırım Beyazıt’ın bu savaştan sonra ölümü üzerine Osmanlılarda taht ve iç kavgaları başladı. Bunu fırsat bilen Candaroğlu İsfandiyar Bey, Çankırı ve Tosya dahil olmak üzere, Kastamonu ve çevresi ile birlikte Bolu’ya kadar eski toprakları geri almayı başarmıştır.
Osmanlı Padişahı 2.Murat, Anadolu Türk Beyliğini yeniden kurmak istiyordu.Bu amaçla Bursa’dan harekete geçerek Candaroğlu-İsfendiyar Bey’in elinden, Sinop hariç diğer toprakları alarak tekrar Osmanlılar’a kattı.
Candaroğulları Beyliği, 1291 ‘den 1461 tarihine kadar 170 yıl sürmüştür. İlk önceleri başkentleri Kastamonu idi. Daha sonra Sinop kan dökülmeden kolayca Fatih Sultan Mehmet tarafın’ dan alınarak Osmanlı egemenliğine geçti.(1461)
Fatih Sultan Mehmet, o zaman çok kuvvetli olduğu bilinen Sinop donanmasını’da Osmanlı donanmasına kattı. Kendi görüşüne göre istediği kimseleri uygun bulduğu işlerin başına geçirdi.Kastamonu askerlerinin başına Kızıl Ahmet’i getirdi. Sinop Orduköy’den (Ortaköy) Boyabat’a dönen Fatih, Durağan-Vezirköprü üzerinden Trabzon yolunu tuttu.(1)
Durağan, Osmanlılar zamanında Kastamonu-Samsun İlleri ve İç Anadolu Sinop Limanı arasında çalışan karayolu üzerinde çok önemli dinlenme ve durak yeri olarak görev yaptı.(2)
Durağan’da Candaroğulları zamanında yapılan, tarihi eser olarak Yağbasan Türbesi vardır. Durağan İlçesinin Yağbasan Köyü Alan Mahallesi’ndedir. 1395 yıllarında yapılmıştır. Hitabesinde Süleyman, Polat, Kutluşah ve Emir-ül Kebir Hasan Bey isimleri yazılıdır.(3)
Türbe dört köye bir temel üzerine kurulmuştur.Duvarlar yükselirken, dört köşeden bölünerek kubbe ile çevrilmiştir.Türbe, taş, kireç ve harçla yapılmıştır. Doğuya açılan dar bir kapısı vardır. Bugün kubbenin üst kısmı yıkılmış, duvarlarının sıvaları dökülmüş perişan bir haldedir.
Osmanlılar Döneminde Durağan
Yıldırım Beyazıt döneminde Durağan-Boyabat ilçe toprakları 10 (On) yıl 1392-1402 Osmanlılar yönetimine geçmiştir. Osmanlıların Ankara yenilgisinden sonra Durağan ve Kastamonu çevresi Candaroğulları Beyliği’nin eline tekrar geçti.Osmanlılar, Padişah 2. Murat zamanında bu toprakları ikinci defa egemenlikleri altına aldılar.
Kastamonu’nun Osmanlı ülkesine katılması ile Sinop İli toprakları içinde bulunan Durağan, Boyabat ve Gerze, Kastamonu sancağına bağlandı.
Tanzimat teşkilatıyla birlikte Kastamonu İl (Eyalet) Sinop Kadılığı da bu eyalete bağlı bir Sancak oldu. Daha önce büyük Kastamonu Sancağı’na bağlı kaldıklarından Durağan, Boyabat, Ayancık ve Gerze, yönetimine göre yeni oluşan Sinop Sancağına bağlandı.Bu ara Durağan, Boyabat, Ayancık ve Gerze bir süre kadılık olarak yönetimde kaldı.1899 yılından sonra Sinop Sancağı’na bağlı merkez ilçe dahil 2 ilçe ve 3 bucak ile 486 köy bulunuyordu.Durağan bu ilçelerden Boyabat’ a bağlı bir bucak ve 39 köyden meydana geliyordu.
Sinop 1920 yılına kadar Kastamonu eyaletine bağlı sancak iken ,bu tarihten sonra bağımsız , Cumhuriyetten sonra sancakların kaldırılması ile de il olmuştur. Cumhuriyetten sonra Sinop çevresine daha çok hizmet götürmek için yeni ilçeler kurulmuştur.Bu sırada Durağan’ da 1954 yılında ilçe olmuştur.
Durağan’da Osmanlı’lar zamanında yapılan tarihi eser olarak Durağan Cami-i (İsmail Bey Cami-i ) vardır.Kitabesine göre ; 1867, hicri 1283 yılında yapılmıştır.
Cumhuriyet Döneminde Durağan
Durağan 1923 yılında 30.05.1954 tarihine kadar Boyabat İlçesine bağlı nahiye olup, 01.06.1954 tarihinde kaza haline getirilmiştir.10.03.1955 tarihinde Belediye kurulmuştur.
Durağan’ın kaza olduğuna dair Sinop Şeriye Sicilinden alınmış Bekir BAŞOĞLU’nun “Boyabat ve Çevresi Tarihi ” adlı kitabından iki madde alıyoruz:
1- Sinop sancağı dahilinde Durağan kazası’ na ait Durağan Divan’ı dahilinde vaki Yassıalan…
2- Durağan kazası’na tabi Dütmen Divanında Emirtolu Kariyesi ahalisi köy Cami-inin Cuma namazı kılınmasına açılması istekleri…
Yukarıdaki iki maddeye göre Durağan Tanzimat Teşkilatı döneminde nahiye olmuştur.1954 yılında ise İlçe olarak Boyabat’ tan idari yönden ayrılmıştır.
Durağan İlçesi önemini: Samsun-Havza-Vezirköprü-Durağan-Boyabat-Kastamonu-Bolu Karayolu , Sinop-Boyabat-Durağan-Havza çizgisi ile Sinop-Boyabat-Durağan- Kargı çizgisi üzerinde İç Anadolu’ya bağlanan yollardan alıyor ve Durağan’da bulunan Kervansaray da değer kazanıyordu. Durağan’ ın bu yol ve diğer tabi imkanları sayesinde kolaylıkla gelişmesi akla gelirken Cumhuriyet döneminde başlangıçta yeterince gelişme sağlayamamıştır.Kasaba olarak gelişme yakın tarihlerde başlamıştır. Buda yeterli bir gelişme özelliğinde değildir.
Durağan’dan Geçen Tarihî Yollar
Selçuklular döneminde çok önemli ticari ve liman şehri olan Sinop’ giden yollar Boyabat’ın Çukurhan mevkisinde birleşirler.İç Anadolu ve İç Orta Karadeniz bölgelerinden Sinop’a giden yollarda Durağan üzerinden geçmektedir.Bu yol hala önemini korumaktadır.
Yaykıl Taşhanı noktasından Başsökü – Doğaçam – Durağan doğrultusunda bir yol vardır.Bu yol Durağan Kervansaray’ına ugrar. Vezirköprü-Yağbasan-Sarıyar ve (Gerze’nin Karakoyun Gürsüfet Çece Köyü) Gerze doğrultusu çok zayıf bir ihtimalle düşünebilir.
Kastamonu, Taşköprü-Boyabat-Durağan-Vezirköprü doğrultusunda Gökırmak ve Kızılırmak kıyısı boyunca çok eskilerden beri giden bir yol bulunmaktadır.
İç Anadolu’dan Sinop’ a gelen yolların hepsi Vezirköprü-Durağan-Boyabat çizğisinden geçmektedir.Sinop’ dan Anadolu’ ya da yollar bu çizgi üzerinden geçmektedir.Bu yollar Selçuklular ve Osmanlı’lar döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde önemini koruyan tarihi yollar durumundadır.
Durağan-Çerçiler-Alaçam arasında bakımsız, dar, ham yol bulunmaktadır.Bu yolun genişletilerek asfalt yapılması durumunda Durağan İlçesi’ nin Orta Karadeniz ve oradan da Doğu Karadeniz kıyılarına ulaşımı kısadan sağlanmış olacaktır. Bu yol hem İlçe Merkezi hem de Çerçiler ve civarı köylerin halkı için çok önemlidir.
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.
ELMAS AHMET PAŞA (1661-1697)
Sarayda görev aldı.1688′de vezir oldu.1694′te sadrazamlığa getirildi.Birçok savaşlar yaptı.Zaferler kazandı.Zante Savaşında şehit düştü.
Kategorisi: Sinoplu Ünlüler0 Yorum
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.
RÜŞTÜ PAŞA (?-1880)
Osmanlıların son zamanlarında dört kez seraskerlik ve dört kez sadrazamlık yapmıştır.Askeri kitapları, Fransızcadan Türkçeye çevirdiği için Mütercim Rüştü Paşa da denir.
Kategorisi: Sinoplu Ünlüler0 Yorum
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.
Bu bölümde Sinop ve İlçeleri ile ilgili sizlerin göndereceği yazılar ya da resimler yayınlanacaktır.Yayınlanmasını istediğiniz resim ya da yazıları sinoprehberi57@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
Aşağıdaki resimler Ayten Yavuz Hanımefendi tarafından gönderilmiştir.Katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Sizler de elinizdeki resimleri sinoprehberi57@gmail.com adresimize yollayabilirsiniz.
Kategorisi: Sizden Gelenler35 Yorum
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.
Mısır Çorbası : Çorbalık mısır ve barbunya akşamdan soğuk suyla ıslatılır. Soğan kavrulur, kemikli et eklenir. Bu kavrulan karışıma ıslatılmış mısır ve barbunya da konur. Üzerini kapatacak kadar soğuk su eklenerek kısık ateşte pişirilir.
Kategorisi: Sinop Yemekleri3 Yorum
Yayınlanma Tarihi: 28 Haziran 2007.
Birbirinden güzel Sinop Fotoğraflarını sizlerin beğenisine sunuyoruz.
Kategorisi: Sinop Resimleri68 Yorum
Yayınlanma Tarihi: 27 Haziran 2007.
Eğitim
İlçemizde 1 Lise, 1 İmam Hatip Lisesi, 1 Sağlık Meslek Lisesi, 1 Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi Lisesi, Lise bünyesinde Süper Lise, 1 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, 4 İlköğretim Okulu, Çerçiler köyümüzde PİO, Beybükü DSİ PİO okullarımızın yanı sıra yakın köyler ilçeye taşımalı, uzak köylerimizin tamamında ilköğretim okulları mevcuttur.
Sağlık
İlçemiz Devlet Hastanesi 50 yataklıdır.Ameliyathane,Acil,Laboratuar ve Röntgen üniteleri bölge halkına rahatlıkla hizmet verebilecek kapasitedir.Yaklaşık 30.000 nüfusa hizmet veren bir sağlık kuruluşu olup çevre il ve ilçelere ulaşım sıkıntısı yoktur.
Ayrıca; Devlet hastanesinden ayrı olan Merkez sağlık Ocağı, Alpaşalı ve Çerçiler Merkez Sağlık Ocağı Tabiplikleri’ de ilçe Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olarak görev yapmaktadır.
Spor
İlçemizde Gökırmak Spor Kulübü dışında spor kulübü bulunmayıp Sinop 1.Amatör Kümede oynamaktadır.
Yayınlanma Tarihi: 27 Haziran 2007.
İlçenin ekonomik durumunu geçim kaynaklarını şu başlıklar altında toplayabiliriz: Tarımsal Gelirler, Hayvansal Gelirler, Orman Ürünleri, Ticaret Gelirleri, Su Ürünleri ve Diğer Gelirler.
1. Tarımsal Gelirler
Tarımsal gelirleri ilçenin coğrafi durumuna göre iki kısımda inceleyebiliriz.
1- Sulu tarım ürünleri : Sulu tarım ilçenin Gökırmak ve arım çayı vadisinde yapılmakta olup arazinin tamamına yakın kısmında çeltik ekimi yapılmaktadır.Bunun yanında buğday, mısır, arpa gibi tahıllarda bu vadide yer alan köylerin kıraç arazisinde yetiştirilmektedir.
Bölgede sebzecilik halkın ihtiyacı kadar yapılmakta olup, bunun yanında meyvelerden elma,erik, dut,üzüm,ayva,incir yetiştirilir.Son zamanlarda şeftali yetiştirilmesi özendirilmektedir.
2- Kıraç arazi ürünleri : Kıraç araziyi oluşturan ormanlık köylerimizde ekilebilen arazi yetersiz olmakla beraber kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar buğday,arpa,yulaf,mısır gibi tahılların yanında fasulye,nohut,mercimek gibi baklagil çeşitleri yetiştirilmektedir.
Tarım ürünleri bu bölgemizde ilkel yöntemlerle yapıldığından halkın ihtiyacını zor karşılamaktadır. İlçemiz en önemli tarım girdisi olan çeltik üretimi son yıllarda makinalaşmış olup, zirai ilaçlama ve fenli gübreleme ile yapılmaktadır.ancak üretim masrafları işçilik çok pahalıya mal olmaktadır. Çeltiğin riba (Kısabacak) Baldo, Karakılçık, rokka gibi yüksek verimli çeşitleri üretmektedir. Yıllık çeltik rekortesi 400 ton civarında gerçekleşmektedir. Bunun % 90′ına yakını ilçe dışı pazarlarda satılarak önemli bir gelir elde edilmektedir.
Çeltik ürününün destekleme alımı yapan geçici bir toprak mahsulleri ofisi vardır.Çeltik fiyatları oldukça dalgalı bir seyir izlediğinden üreticinin % 70′inden fazlası ürününü gerektirdiği gibi değerlendiremez.
2. Hayvansal Gelirler
İlçede hayvancılık tarımdan sonra ikinci sırada yer alır. Büyük baş hayvanlardan inek,manda,at,eşek ve katır beslenir.Küçük baş hayvanlardan koyun ve keçi bol miktarda beslenirken son yıllarda Orman idaresince keçilerin Orman’ da otlatılması yasaklandığından keçi beslemesinde önemli düşüşler olmuştur.
Kümes hayvanlarından tavuk, hindi genellikle kırsal kesimdeki ailelerde ve ilkel yöntemleri ile yetiştirilmektedir. Büyük baş hayvanlardan en fazla inek, manda, at ve eşek yetiştirilmekte olup bunlardan son yıllarda devlet desteğinde yerli inek ırkının ıslahına çalışarak daha fazla verim alınmaya ve ahır hayvancılığı yapılmaya başlanılmıştır.
Ülkemizde gelişen süt endüstrisine paralel olarak ilçemize yerli ırkların ıslahı ve ithal ineklerin temininde son yıllarda küçümsenmeyecek ölçüde devlet desteği temin edilmiştir. Modern besicilik bugün istenilen seviyede olmakla beraber 20 yıl öncesi ile mukayese edilmeyecek kadar mesafe kat edilmiştir.
İlçenin dağlık köylerinde tarım,öküz ve mandaların gücünden yararlanılarak yapılmaktadır. At, eşek ve katır binek hayvanı olarak kullanıldığı gibi yük taşımacılığında da hala önemini korumaktadır.
Hayvansal ürünlerin başında yün, yoğurt, süt, peynir, yumurta ve keçi yapağı (kılı) gelmektedir. Bu ürünlerden yalnız yün, yapağı, yumurta ve hayvan derileri ilçe dışına satılmaktadır. Diğer aileler tarafından tüketilmektedir. İlçemize en önemli girdiği canlı hayvan satımı sağlanmaktadır. Son sayımlara göre ilçemizin hayvan mevcutları ise şöyledir. Merkez ve köyler dahil sığır ve manda toplamı 20.580, koyun ve keçi 43.000, tek tırnaklı 5.480, kanatlı 15.850 baştır. İlçemizde hayvancılık ıslah çalışması sun’i tohumlama yöntemi ile devam etmektedir.
3. Orman Ürünleri ve Ormancılık Faaliyetleri
Orman ürünleri ilçede halkın geçim kaynaklarından üçüncü sırayı almaktadır. İlçenin Gökırmak vadisi dışında kalan orman köylerinin halkının % 80′i geçimini orman işçiliği yaparak sağlamaktadır. Genellikle Ormanlarımızdan çam,köknar ve kayın ağaçlarından kereste ve odun elde etmede halkımızın bunların nakliyesinde ve kereste haline getiren atölyelelerde işçilik yaparak geçimlerini sağlamaktadır.
Orman işletme Müdürlüğünce pazarlanan kerestecilik ve ağaç odun gibi ürünlerden de önemli bir girdi elde edilmektedir.Bunun yanında ormancılık alanlarında yetişen kuzu göbeği (höbelen), kanlıca mantarları ve salep vatandaşlar tarafından toplanıp pazarlanmaktadır.
İlçede Orman İşletme Müdürlüğü 23.09.1993 tarih ve 91/2225 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuştur. Bünyesinde Durağan, Adadağı, Aydoğan ve Altınkaya olmak üzere dört Orman İşletme Şefliği mevcuttur.
Koru Ormanı Baltalık Ormanı Ormanlık Saha Açık Alan Toplam Alan
44.151 19.578 63.729 31.876 95605
Durağan ormanlarında yetişen ağaç türleri :
a)Yapraklı Türler: Meşe (Quecus Patrea – Quercus Cerris), Kayın (Fagus Orien tallis), Gürgen (Carpinus betulus),
b)İbreli Türleri : Sarıçam (Pinus Silvestris), Karaçam(Pinus Nikra), Kızılçam((Pinus Brutia), Göknar (Abies Nortmanniana), Ardıç(Juniperus)
Orman ürünlerini daha iyi değerlendirmek maksadı ile Bayat, Dodurga, Dereli, Yassıalan, Uzunöz, Gölalan, Kızılcapelit, Boyalıca ve Yukarıkaracaören Orman Kalkındırma Kooperatifleri kurulmuştur.
4. Ticari Gelirler
İlçede ticaret giderleri geniş bir boyutta değildir. Genellikle tüketim mallarının ticareti yapılmaktadır. İlçeden dışarıya tarım ürünlerinden çeltik (pirinç olarak), kuru fasulye satılır. Orman ürünlerinden kereste ve odun satılır. Hayvan ürünlerinden ise canlı hayvan ile yün, deri ve yumurta satılır.
Dışardan ise her türlü makine ve fabrikada da işlenmiş yiyecek ve giyecek maddeleri alınır, en çok ticaret komşu il Samsun ile yapılmaktadır. Bunun yanında İstanbul ve diğer illerle de ticari bağları bulunmaktadır.
5. Su Ürünleri
Son yıllarda baraj gölünden elde edilen balık üretimi de ilçenin önemli ticari girdisi haline gelmiştir. Balık üretimi ile ilgili su ürünleri kooperatifi kurulmuş olup, elde edilen balıklar yine komşu illere pazarlanarak baraj gölü çevresinde kalan halkın önemli geçim kaynağı oluşturulmuştur.
6. Diğer Gelirler
İlçenin ekonomisine katkıda bulunan diğer gelirlerin başında ilçede kurulan dört adet çeltik işletme fabrikası vardır.Bu fabrikalarda ilçe de üretilen yan ürünleri kepek ve kırık hayvan yemi olarak hayvancılık yapanlara veya yem fabrikalarına verilmektedir. Çeltik kabuğu ise demir-çelik fabrikalarına hammadde olarak pazarlanmaktadır.Bunlardan başka bir adet tuğla ve kremit fabrikası olup ürettiği tuğla ve kremitin büyük bölümünü komşu illere pazarlamaktadır.
İlçede bir adet modern un fabrikası ile beş adet un değirmeni vardır.Bunlar buğdayı un ,arpa, çavdar ve yulafı hayvan yemi olarak işletmektedir.Köylerde elektrikle çalışan değirmenler mevcuttur.
Ormandan elde edilen kerestecilik tomrukları işleyen kereste atölyeleri mevcuttur.
İlçenin en önemli el sanatlarından çevrede baş örtüsü olarak kullanılan “çember” denilen dokuma ile yine adına kenam denilen şile bezine benzer keten dokuma yapılarak giysi olarak değerlendirilmekte ve çeşitli işlemlerde kullanılmaktadır.Bunun yanında son yıllarda Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün girişimleri ile halıcılık yaygınlaşmıştır.
İlçe halkının büyük bir kısmı geçimini gurbetçilikle sağlamaktadır. Bir kısmı Almanya, Hollanda, Fransa, Libya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde işçi olarak geçimini sağlarken, bir kısmı büyük şehirlerde mevsimlik vasıfsız işçi olarak çalışmaktadır. Bunlarda kazandıkları döviz ve paralarla ilçemize girdi sağlamaya çalışmaktadırlar.
Kısacası ilçenin gelir düzeyi çevre ilçelerden daha düşük olduğundan her gün büyük kentlere göç vermekte, buda ilçenin ekonomik durumunu gün geçtikçe olumsuz yönde etkilemektedir.
